yanlış olduğu en başından belli olan yolda nasıl büyük bir hevesle yürüdüm
Bazen boşluğun içinde savruluyorum
Komik olan herkesin bu cümleyi kurması ama bu başka
Bir kuş tüyü gibi ama karanlığın içinde
Karanlık aslında boşluk mu
Kuş tüyünün gövdesinde beni yiyip bitiren küçük böcekler
Kendi ekseninde yok olmak
Niagara’da çırılçıplak halde boşluğa ulaşmak istiyorum
Hiç bir yere ait olamamak
Savrulmak…
Zaman kavramının yok oluşu ve dünyadan uzaklaşmak
Kalbin hızla çarparken
Her gün daha fazla uzaklaşmak…
İnsan olmak ne garip
İnsanlık kalıbına giremiyorum
Aslında en çok ben insanım
Bütünüyle bir insan
Kalbimi avuçlarımda taşıyorum
Kalp atışlarımı herkese gösteriyorum
İzlemek keyifli ama dokunulması canımı yakıyor
Kalbini avuçlarında hissetmek
Kendi kalbini!
İçinin bomboş olması hissini biliyorum
İçim bomboş, kalbimse avuçlarımda
18 haziran
“rengini dünyaya ilk defa sunan
adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
sevgilim
bana “sen bir şairsin” dediği zaman
yalnız sana yazıyorum bu şiiri
istersen bir şiir gibi okuma
çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
soğuklar başlayınca havalanıp
millerce yol kat ettikten sonra
güneyi tadan bir kuşun sevinciyle
ve yazmış olacağım bir de
her dönemde her çağda
sevdanın kendine özgü diliyle”







